GÜNÜN SÖZÜ
Zihin de yorulur.
Anadolu’dan İran’a uzanan eski bilgelikte, susmak kaçış değil; toparlanmaktır.
Her düşünce bir süre sonra kendi yankısına dönüşür.
Sözden değil, sessizlikten güç doğar.
GÜNÜN SÖZÜ
Zihin de yorulur.
Anadolu’dan İran’a uzanan eski bilgelikte, susmak kaçış değil; toparlanmaktır.
Her düşünce bir süre sonra kendi yankısına dönüşür.
Sözden değil, sessizlikten güç doğar.
Bugün 70’ten fazla ülkede kahve üretiliyor.
En büyük üretici Brezilya; sonra Vietnam, Kolombiya, Endonezya.
Dünya kahveyi aynı amaçla, farklı yollarla içer.
Senin favorin hangisi ?☕️
Kahve çekirdeğinin dört türü var, ama ikisi öne çıkar.
Arabica yumuşak, aromatik; Robusta sert ve daha kafeinlidir.
Arabica dağda, Robusta düz ovada yetişir.
Farklı coğrafyalar, farklı tatlar üretir.
İçtiğiniz kahve çoğu zaman ikisinin karışımıdır.
Kahve Osmanlı’da törenle, dikkatle ve gelenekle içiliyordu.
Sarayda kahvecibaşı atanıyor, kahvehaneler yayılıyordu.
Kahve bir ritüel olmuştu.
Viyana kuşatmasından sonra Avrupa’ya yayıldı.
Bugün zincirde satılan kahve, imparatorluktan geldi.
Kahve Etiyopya’dan Yemen’e, oradan Arap Yarımadası’na yayıldı.
Yemen’in Mocha limanı kahve ticaretinin merkezi oldu.
Kahve artık sadece içilen değil, pazarlanan bir üründü.
Demleniyor, sunuluyor, paylaşılıyordu.
Bir bitki alışkanlığa dönüşüyordu.
9. yüzyılda Etiyopya’da bir çoban, keçilerinin ilginç hareketlerini farketti.
Yedikleri kırmızı meyvelerden sonra hiçbiri uyumuyordu.
Çobanın adı Kaldi’ydi, bitkiyi çevresiyle paylaştı.
Meyve keşişlere ulaştı, geceleri ayakta kaldılar.
Kahve önce bir içecek değil, bir uyarıcıydı.
Hadi size kahvenin kadim yolculuğundan bahsedeyim.
Kahve, aslında bir meyvenin içindeki çekirdektir.
Kırmızı renkli bu meyveye “kahve kirazı” denir.
İçinden çıkan iki çekirdek, kavrularak kahveye dönüşür.
Çekirdek işlenir, öğütülür ve demlenir.
Kahve bir içecek değil, hazırlanan bir tohumdur.
Kahve Osmanlı’da törenle, dikkatle ve gelenekle içiliyordu.
Sarayda kahvecibaşı atanıyor, kahvehaneler yayılıyordu.
Kahve bir ritüel olmuştu.
Viyana kuşatmasından sonra Avrupa’ya yayıldı.
Bugün zincirde satılan kahve, imparatorluktan geldi.
Kahve Etiyopya’dan Yemen’e, oradan Arap Yarımadası’na yayıldı.
Yemen’in Mocha limanı kahve ticaretinin merkezi oldu.
Kahve artık sadece içilen değil, pazarlanan bir üründü.
Demleniyor, sunuluyor, paylaşılıyordu.
Bir bitki alışkanlığa dönüşüyordu.
9. yüzyılda Etiyopya’da bir çoban, keçilerinin anormal hareketlerini gözlemlemeye başladı.
Yedikleri kırmızı meyvelerden sonra hiçbiri uyumuyordu.
Çobanın adı Kaldi’ydi, bitkiyi çevresiyle paylaştı.
Meyve keşişlere ulaştı, geceleri ayakta kaldılar.
Kahve önce bir içecek değil, bir uyarıcıydı.
Keşişler meyveleri kaynatır, dener, gece ibadetlerinde kullanır.
Kahve, başlangıçta bir içecek değil, uyanıklık aracıdır.
Zihin açar, bedeni ayakta tutar.
Ve böylece, sabahları vazgeçilmez hale gelecek bir alışkanlık doğar.
Sana düşmanlık edeni,
iyiliğinle öldür.
Hz. Ali
Bazı zaferler, düşmanı yok ederek değil, dönüştürerek kazanılır.
Mandela, kendisini hapse atanları dışlamak yerine göreve getirdi.
Gandhi, sömürgecilerle savaşmadan direndi.
Gerçek güç, güce cevap vermemeyi başarabilmektir.
WiFi
internete bağlanmak için değil, uzayı dinlemek için geliştirildi.
1990’larda fizikçi John O’Sullivan kara delik sinyallerini ölçüyordu.
Geliştirdiği formül, kablosuz veri aktarımını mümkün kıldı.
Yanlış sinyali ararken WiFi’yi buldu.
Bugün cebimizdeki bağlantı, gökyüzünü anlamak için doğdu.
Günün Sözü 26
“Gövdeyi kesenin, meyveye hakkı yoktur.”
(Anonim)
Bu söz, özellikle Orta ve Güneydoğu Anadolu halk söyleminde,
ailesini, işini veya toprağını inkâr edenlere karşı söylenmiştir.
Değeri yok edenin fayda bekleme hakkı olmadığını ifade eder.
Emek, yok edilerek hak edilmez.
Günün Sözü 25
“Doğruyu söyleyeni önce yalnız bırakırlar, sonra haklı bulurlar.”
(Anonim)
Bu söz, Anadolu’da doğruluğun yalnızlıkla sınandığını anlatan halk deyişlerinden biridir.
Nâzım Hikmet, inandığı gerçeği söylediği için yıllarca mahkûm ve sürgün edildi.
Zaman onu yalnız değil; haklı kıldı.
Günün Sözü 24
“İyiler kaybeder gibi görünür ama asla yenilmez.”
Cemil Meriç
Cemil Meriç, fikirle savaşan bir yalnız adamdı.
İyiliğin kısa vadede yenilmiş görünse de zamanla nasıl ayakta kaldığını, kendi hayatıyla anlatan bir bilgedir.
Bu söz, onun inancının ve yalnızlığının özetidir.
Günün Sözü 23
“Yarın, bugün düşü kurulan şeylerin adıdır.”
(Anonim)
Bu söz, Türk halk kültüründe sıkça rastlanan “düş kurmak, kader çizmek gibidir” inancıyla paralellik gösterir.
Gelecek, bugünden şekillenir; hayal kurmak, zamanı yönlendirmektir.
Günün Sözü 22
“Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.”
(Hz. Ali)
Hz. Ali, İslam tarihinde “adaletin kılıcı” olarak anılır.
Sözleri; yalnızca inancı değil, sorumluluğu ve cesareti de temsil eder.
Görmezden gelme, yok sayma.
Adalet tepki ister, sessizlik değil.
Günün Sözü 21
“Kuş uçar rüzgârı düşünmez.”
(Anonim)
Türk halk kültürü ve Orta Asya göçebe yaşamında kuş, özgürlüğün simgesidir.
Aynı zamanda destan ve masallarda rehberdir.
Rüzgârı hesaba katmadan uçması, insanın doğaya rağmen yola çıkma cesaretini ve kararsızlığa direncini temsil eder.
Günün Sözü 20
“Aynaya kızmak yüzü değiştirmez.”
(Anonim)
İnsan bazen gördüğüne öfkelenir.
Ama gerçek, aynaya değil; kendine aittir.
Aynayı kırmak sureti değiştirmez.
Kabul etmeyi bilmeyen, dönüştüremez.
Kızmak kolay, görmek cesaret ister.
Çünkü ayna yalan söylemez, sadece içini yansıtır.
Günün Sözü 19
“Ayağına taş değmeyen, yolun kıymetini bilmez.”
(Anadolu Halk Özdeyişi)
Ayağına taş değmeden yürüyen, yolu sadece geçer.
Ama taş varsa, adımlar hafızada kalır.
İz bırakan acı, yolun değerini öğretir.
Çünkü yürümek sadece ilerlemek değil, farkında olmaktır.
Mezopotamya dediğimiz coğrafya çok Ulvi ve önemli bir yeri temsil ediyor.
Tarih boyunca çok farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptı ve kimler geldi kimler geçti. Etnik bir yaklaşımım yok. Sözün güzelliğine odaklıyım.
Mezopotamya Halkının kimler olduğunu hepimiz biliyoruz sanırım 😀
28.04.2025 21:44 — 👍 0 🔁 0 💬 1 📌 0
Günün Sözü 18:
“Işıktan korkan, karanlığa mecbur kalır.”
(Mezopotamya halk sözü)
Gözünü kapatırsan, karanlığa razı olursun.
Bazı yollar, bakmaya cesareti olana açılır.
Korkan, yerinde sayar.
Günün Sözü 17:
“Çürümenin sesi çıkmaz, kokusu gelir.”
(Anadolu halk sözü)
Önce bir sessizlik olur.
Sonra bir koku yayılır.
Fark eden, konuşmaz.
Konuşan, fark etmez.
Günün Sözü 16:
“Yönü kaybeden, ayağını hızlandırır.”
(Maasai Halkı Atasözü)
Bu söz, sadece yürümekle yol alınmayacağını hatırlatır.
Bazıları nereye gittiğini bilmediği için hızlanır, durursa kaybolduğunu fark edecektir.
Her adım varışa götürmez.
Bazen yavaşlamak, yönü hatırlamanın tek yoludur.
Günün Sözü 15:
“Işık yoksa, gölge de senindir.”
(Modern Zen yorumu)
Bazen konuşmazsın, ama biri suskunluğunu hisseder.
Bazen görünmezsin, ama varlığın birilerinin gözüne takılır.
Yani ışık gittiğinde bile, iz seninse kalır.
Günün Sözü 14:
“Suyu bulanık görenin, bakışı kirliyse neylesin pınar?”
(Anadolu halk sözü)
Bazen su değil, göz bulanıktır.
Pınar ne kadar duru akarsa aksın,
çamurlu niyet her görüntüyü bozar.
Ve bazı gözler,
temizliğe değil, lekeye odaklanmak için bakar.
Günün Sözü 13:
“Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, orada güneş batıyor demektir.”
(Anonim)
Işık azaldığında, değeri az olan büyür gibi görünür.
Ama asıl büyüklük, ışıkta da gölgeye ihtiyaç duymayandır.
Bu sözün bir başka versiyonu da şöyle:
“Gölge uzun diye güneşi büyük sanma.”
Günün Sözü 12:
“En gürültülü pazar, en eski malı satar.”
(Çin halk sözü)
İyi mal çığırtkan gerektirmez.
Dikkat, gürültüyle değil; değerle çekilir.
Çünkü ses yükseldikçe, görülmeye değecek olan azalır.