Çizdiğin çizginin içine çizgi çektirirsen çektiğin çizginin esiri olursun
Tüm felsefeleri, edebiyatı, tüm külliyatı bir kenara bırak, -izmleri, solunu, sağını, önünü arkanı düşünmeden konuş ve Allah rızası için susma, korkma tüm insanlık için konuş.
Kişilerden, tarihten, tarihi olaylardan bağımsız, yalnız kaldığında kin, düşmanlık, öfke duygularından arınarak vicdanın ve nefsinle konuş. Adaleti konuş, haksızlığı konuş, onurunu kaybetmeden, gururunu kaybetmeden, şerefin için, varlığın için konuş.
Adalet için, ölen insanlar, kaybolan yıllar, umutsuz çocuklar, karanlık gelecek, mağdur ve masum insanlar için konuş, herkes için konuş, din, dil, ırk, mezhep fark etmeksizin, hak için, hukuk için, sevgi için, hayal ve huzurlu bir gelecek için konuş.
heyecanın ve standartın yüksek kalsa da damarların yüksek derecede ve istikrarlı kan pompalamasına dayanamayacaktır ve bu yüksek standart ve heyecan seni belirli sona hazırlayacaktır.
Var olmak dert ise var etmek derman olabilir, olabilitelerin dünyası zor ve gayret ister, ihtimallerin heyecanı belirsizlik yaratır, o belirsizlik sana kan pompalar,
Ben olmak için biz olmak şartsa biz olmak için benden(!) mi birisi olmalı? Onlar çok olurken bizim kimlerden oluştuğunun ne önemi var?
İnsan ile köle olmak arasında hiç fark kalmamıştır. Sokakta, işte, okulda, evde, ilişkilerde sınır koymak, hayır demek, isyan etmek, artık yeter demek, mecburiyet zorundalık altında baskıda yok olmak kader midir? Yoksa insiyatif almak ve her türlü bitmek, çürümek yaşamak mı?
Krallar taçlarını ve asalarını geride bıraktılar, kahramanlar da silahlarını. Ama aralarındaki, görkemlilikleri dışlarına taşan, bunu da dışarıdaki şeylerden almayan büyük insanlar, büyüklüklerini yanlarında götürürler. ~ BUGÜNÜ YAŞAMA ARZUSU(Irvin D. Yalom)
Uyumsuz olmak seni farklılaştırmaz ancak yabancı kılabilir, farklı olmak amacıyla uyumsuz olmak seni aptallaştırsa da farkındalık kazandırabilir. Ne olmak istediğinle ilgilenirsen ne olacağını tahmin ederek zaman geçirirsin, ne oldum ile yol yürürsen sorgular, sorgulatırsın.
Kök salmış bedenim arayışta, derinlere dalmakta,
Suyu bulursa kana kana içerken kimi kurutmakta,
Kuruyan beden kimin bedeni?
Kurutan kimin sesi?
Gülleri kim kuruttu?
Dikeni kime battı?
Her yer kan içinde...
Ölüm, beden olmuşsa, ölümün artık bir canı varsa, ölüm acı çekip, yanlış ve hata yapıyorsa, ölüm ölümden korkmaya başlamışsa artık, çalışmak zorundaysa, çalmak zorundaysa, yaşamak zorundaysa, ölümü, öldüreni kim öldürecek?
"Bünyeyi hasta eden şey, mahrumiyet ve yasaklama değil, aşırı iletişim ve aşırı tüketim; bastırma ve olumsuzlama değil, her şeye izin verme ve her şeyi olumlamadır. Zamanımızın patolojik alameti bastırma değil, depresyondur. Yıkıcı baskı ötekiden değil, içten gelir." BYUNG CHUL-HAN
Annem bol bol kozalak biraz da meyve toplamamızı istedi hayır koca kafa biraz meyve toplayın bol bol da kozalak getirin dedi
Yönetimler için zaman zaman enerji boşaltımlarına izin vermek hakimiyeti sürdürmek için akıllıcadır ancak enerjinin miktarını bilmemek belirsizlik yaratır, belirsizliği halk da yönetim de sevmez ancak yoksunluktaki halk belirsizliği düşünmez çünkü düşünmeye vakit yoktur. #özgürgençlertakipleşiyo
lider kültü ve birçok yapı toplumları idare ederken devreye girmez ancak yönetmek, yönlendirmek, hakimiyet kurmak ve hükmetmenin sonucunda doğan bu kavramların zarar verdiği en geniş topluluk gençtir. #özgürgençlertakipleşiyor
Güç, iktidar, para, hakimiyet, şan, şöhret, itibar, otoriterlik, propaganda, medya kontrolü, baskı, düşman yaratma ve kutuplaştırma, ekonomik yoksunluk, eğitim ve kültürün manipülasyonu, araçsallaştırılmış yargı ve hukuk, #özgürgençlertakipleşiyor
Zaman gösteriyor ki gelecekte elinden tutulan ne bir çocuk kalacak ne de bir genç, pazarda büyük bir sessizlik ve malları elinde kalmış birbirine pazarlayan zübükler... #özgürgençlertakipleşiyor
ağlamaklı çocukların hüznü ve kederiyle günleri geçirirken bu pazarda herkes bağırıyor ve herkes bir şeyler satmaya çalışıyor, kimin malı çürük kimin malı sağlam belli değil. #özgürgençlertakipleşiyor
Gerçekler, yalanlar ve algıların arasında maddi ve manevi sıkışmış, dört bir yandan taraf fark etmeksizin baskıda, karmaşada, kaosta, bir pazarda elinden tutulup bir o yana bir bu yana çekiştirilen çocuk gibi nerede olduğunu bilen ancak ne döndüğünü anlamaya çalışmasına imkan tanınmayan,
Ne şarkı dinlemek, ne şarkı söylemek artık yeni şarkılar yazmak...
Karmaşa,kaos,manipülasyon, doğrular, yanlışlar ve seçeneksiz sunulan zorunlu kararların sorumluluğunu kamburuna eklemiş anlaşılmaya değer görülmeyen amaca giden yolda aracı rol oynayan güçlülerin güçsüz ve yalnız durumdaki oyuncak bebekleri yani gençlikleri...
Korku, kaygı, öfke, cesaret, özgüven, sorumluluk, özgürlük, ölüm, yalnızlık, anlam, umut, karamsarlık, sevgi, sadakat, ihanet, mücadele, kavga, dava, idealler, hayaller, hedefler ve birçok kavramın şemsiyesi olan gençlik ve gelecek...
mahalleler arası geçiş kapanır duvarlar örülür ve soğuk savaşla başlayan süreç sıcak savaşa sürüklenir.
Bir toplum, çeşitli alanlarda farklılaşabilir, çizginin farklı tarafında bulunurken yaşamın içinde gözle görünür büyük problemler ortaya çıkmayabilir ancak ne zaman ki siyasetçiler ve manipülatörler devreye girer o zaman çekiştirmeler, çizgiden uzaklaştırma ve kutuplara çekilmek başlar,
Kimse yok, paylaşmanın dayanılmaz hafifliği ile tek başımayım...
Ben umudumu sadece zihnimde yitirmedim.