ChatGPT yeni Türkiye’den habersiz belli ki…
Hoş, Türkiye’de ne zaman ifade özgürlüğü oldu?
Yorgunum ya cidden. Tükenmişlik sendromunun diğer adı gibiyiz.
Yazı yazmak istediğim 2 konu var ve hangisini önceliklendirmeliyim karar veremiyorum:
1- Kapitalist bir düzenin içinde hem spiritüel hem aktivist olmak
2- Otorite ile aşk-nefret ilişkisi ve bunun yoga eğitmenliğine yansıması
Hangisi sizce?
İçim eziliyor.
Filistin’le ilgili ben kifayetsizim. Cidden dilim tutuluyor, yazıp yazıp siliyorum, aklımın sınırlarının çok ötesinde bir şey bu. Gerçekten dünyanın en zor zamanlarını mı yaşıyoruz? Geldi mi sonu ve biz de bu sona mı tanıklık ediyoruz?
Sonra dünya el birliğiyle kini, nefret ve düşmanlığı besleyen politikalarla insanlığı unutturdu. Ya da insanlık tam olarak buydu…
Savaş öncesi Suriye’ye gitmiştim.
Savaş başladığında sürekli gözümün önüne kaldığımız otelin sahibi, çalışanlar, alışveriş yaptığımız, yemek yediğimiz yerlerdeki insanlar, bakışları, gülüşleri geliyordu.
Arada gidip gelip hatıra diye sakladığım paralarına bakıyordum.
2 sene öncesine kadar haberleri asla izlemezdim. Haberleri takip etmemin ardından, özellikle şu son dönemde anksiyete hissetmem tesadüf mü? Ve bununla gelişen diğer sorunlar?
Her türlü somatik durum politiktir, değil mi canım hocam @sevgenbengi.bsky.social
ah nasıl politik olmasın 🥹
20 gündür artan kaygı seviyeme rağmen hayattan keyif alma konusunda hala becerikli sayılırım.
Bugün sahilde 30dk ip atladım. Aklımdan sürekli şunun geçtiğini fark ettim: Yarın nasıl bi güne uyanacağımız belli olmaz kız, şimdi mümkünken atla 💛
O kadar yalın bir anlatımı var ki Sine’nin bu kitabının 💚
1- Herkes Ayurveda ile tanışmalı
2- Sine’nin bu kitabı ile tanışmalı
🥰
🤡
Gerçek farkındalık ‘kendine dönmek’ten mi ibaret?
“Akışta ol.”
“Öfkelenme.”
“Direnme, kabule geç.”
Peki ya bir yerde adaletsizlik varsa?
Spiritüel olmak ‘ses çıkarmamak ve uslu bir çocuk olup olanı kabul etmek’ demek mi?
Bir yanda hayatı olduğu gibi kabul etmek, akışta ve şefkatli olmak; diğer yanda da ses çıkarmak, harekete geçmek ve hayır demek var gibi bir algı oluşmaya başladı.
Gerçekten birinden birini mi seçmemiz gerekiyor?
Benim en az 2 halim var.
Bir tanesi ciddili, diğeri gevşek.
Gevşek halim için bi platform yok mu ya instoştan daha tatlı olan? 🥹
Pazartesi başlıyoruz 🥹
İlgilenenler bana yazsın 🙂↔️
Sadece kadınlar 🥰🔥
Kronik ağrı, sınıf, cinsiyet, ırk, emek ve sosyal adalet meseleleriyle iç içe geçmiş politik bir konudur.
Kısacası, bireyin bedenindeki ağrı, yaşadığı toplumun politik gerçekliklerinden ayrı düşünülemez.
Kronik ağrı yalnızca fiziksel bir durum değil, aynı zamanda sosyal ve duygusal stresin bir yansımasıdır. Göç, savaş, ekonomik krizler, toplumsal baskılar… Tüm bunlar sinir sistemimizi doğrudan etkiler ve ağrı deneyimini artırır.
Kadınların kronik ağrılarının tarih boyunca "histeri", "abartma" veya "psikolojik" olarak etiketlendiğini biliyoruz. Bugün bile kadınlar, erkeklere kıyasla ağrılarının daha az ciddiye alınmasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu, cinsiyetçi yaklaşımların bir yansımasıdır.
Kronik ağrı yaşayan bireylerin, ağrının sosyal, psikolojik ve çevresel nedenleri ele alınmadan, sadece semptomları baskılayan ilaçlarla tedavi edilmesi bir ekonomik modelin parçasıdır. Alternatif ve bütünsel yöntemlere erişim genellikle lüks olarak görülür.
Kapitalist sistemde, bireylerin sağlıklarını koruyacak esnek çalışma saatleri, ergonomik çalışma alanları ve yeterli dinlenme süreleri genellikle göz ardı edilir. İnsanlar ağrılarını yönetmek yerine bastırmak zorunda kalır çünkü çalışmaktan başka seçenekleri yoktur.
Kronik ağrısı olan bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi sınıfsal ve ekonomik durumlarına bağlı olarak değişiyor.
"Kronik ağrı politiktir." çünkü bireysel bir mesele gibi görünen ağrı, aslında toplumsal, ekonomik ve politik dinamiklerden doğrudan etkilenir.
Kedi fotoğrafı paylaşmak da politiktir. Çünkü onlar da katlediliyor 🫂
Soldaki Gizem, sağdaki Kemal.
bence ters köşe yap yoga paylaş fjgljrkhkrkgkh
“Kronik ağrı politiktir.” diyerek açılışı yapıyorum 😎